Galata Kulesi'nin önünde duran hemen her rehber, aynı hikâyeyi anlatır: on yedinci yüzyılda Hezarfen Ahmed Çelebi, kendi yaptığı kanatlarla kulenin tepesinden atlamış, Boğaz'ı geçerek Üsküdar'a inmiş. Hikâye o kadar sevilir ki, doğruluğunu sormak neredeyse ayıp sayılır. Biz yine de dürüst olalım: bu bir rivayettir.
Tek kaynak sorunu
Anlatının bilinen kaynağı, on yedinci yüzyılın büyük gezgini Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sidir. Evliya, İstanbul'un gündelik hayatına dair paha biçilmez bir tanıktır; Galata'yı anlattığı satırlar semtin dört yüz yıl önceki hâlini bugün bile canlandırır. Ama Seyahatname, modern anlamda bir tarih kitabı değildir: gezgin, gördüklerini de duyduklarını da aynı coşkuyla aktarır ve zaman zaman abartıya açıktır.
Uçuş anlatısının bağımsız bir ikinci kaydı bulunmadığı için tarihçiler bu olaya temkinli yaklaşır. Kimileri hikâyenin gerçek bir denemeye — belki bir planör ya da yamaç uçuşu girişimine — dayandığını, zamanla büyütüldüğünü düşünür; kimileri tamamen edebî bir anlatı olduğu görüşündedir.
Peki neden bu kadar seviliyor?
Çünkü iyi hikâyeler, doğrulanmaya ihtiyaç duymadan da bir şey anlatır. Hezarfen rivayeti, on yedinci yüzyıl İstanbul'unun kendine dair tahayyülünü gösterir: bilime meraklı, deneme cesareti olan, "hezarfen" — yani bin fenli, çok yönlü — insanı yücelten bir şehir. Aynı kule, aynı yüzyılda müneccimbaşı Takiyüddin Efendi tarafından gerçekten de bir rasathane olarak kullanılmıştı. Yani kulenin bilimle ilişkisi rivayetten ibaret değil.
Bir de coğrafi bir cazibe var: Galata Kulesi, şehrin iki yakasını aynı anda gören ender noktalardandır. Oradan bakan herkes, en azından bir saniyeliğine, karşıya geçmenin nasıl bir şey olacağını düşünür. Belki de hikâyenin asıl kaynağı budur — manzaranın kendisi.
Kuleye bakarken
Meroddi'nin pek çok odasından ve terasından Galata Kulesi görünür. Bir dahaki bakışınızda şunu düşünün: bu taş silindir yedi yüzyılda gözetleme kulesi oldu, hapishane oldu, rasathane oldu, yangın nöbeti tuttu — ve bir rivayete göre bir adamı da uçurdu.
Hangisinin gerçek olduğu, hikâyenin tadını bozmuyor.
Not: Bu yazıdaki uçuş anlatısı, kaynağı Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ne dayanan ve tarihçiler arasında tartışmalı olan bir rivayettir.



