Tarihî bir binayı restore ederken en zor sorulardan biri şudur: içini nasıl döşeyeceksiniz? Modern mobilya koyarsanız bina bir kabuğa dönüşür; taklit antika koyarsanız dekor sahteleşir. Barnathan'da bu soruya semtin kendi tarihinden bir cevap aradık — ve Galata'da yaşamış bir ustayı bulduk.
1890'ların Galata'sında bir atölye
Psalty, 1890'lı yılların tanınmış mobilya tasarımcısı ve üreticisiydi. En önemlisi, bu işi başka bir semtte değil, Galata'da yapıyordu: burada yaşıyor, mobilyalarını burada üretiyordu. Konutu bugünkü belediye binasının karşısındaydı; mobilyalarını ürettiği Psalty Pasajı ise bugün Şahkulu Mahallesi'nde, aynı adla ayakta.
Yani Barnathan Apartmanları yükselirken, birkaç sokak ötede o binaların dairelerine girecek mobilyalar üretiliyordu. Bu, dönemin Galata'sının nasıl kendi kendine yeten bir üretim ekosistemi olduğunu da gösteriyor: mimarı, mermeri, demir işçiliği ve mobilyası aynı yamaçtan çıkan bir semt.
Antikacılarda bir arayış
Barnathan'ın tefrişatını planlarken Psalty'nin özgün parçalarının izini sürdük. Antikacılarda birkaçını bulduk. Satın almak kısmet olmadı — ama fotoğrafladık. Elimizde, yüz otuz yıl önce bu semtte üretilmiş mobilyaların ölçüleri, oranları, ahşap işçiliği ve detayları kaldı.
Barnathan'ın bugünkü mobilya ve tefrişatı, işte bu kayıtlardan esinlenerek hazırlandı. Tekrar üretim değil, taklit hiç değil: aynı semtin, aynı dönemin tasarım dilini bugünün konfor standartlarıyla buluşturan bir yorum.
Neden bu kadar uğraştık?
Çünkü bir binanın karakteri sadece cephesinde değil, içinde de yaşar. Barnathan'ın desteksiz Fransız balkonlarını, gül ve akant motiflerini, 3,40 metrelik tavanlarını özenle korurken odaların içine ilgisiz bir mobilya koymak, cümlenin yarısını söyleyip susmak gibi olurdu.
Şimdi bir odada oturduğunuzda, etrafınızdaki her şey aynı hikâyeyi anlatıyor: taş, tavan, motif ve mobilya. Hepsi Galata'dan.
Kaynak: Meroddi arşivi.



